Minima Moralia'dan

Bu gün sanatın görevi kaosu düzene getirmektir.

Sanatsal üretkenlik :İradi biçimde irade dışı davranma yeteneği.

Sanat yapıtları, iyi de olsa kötü de olsa fetişlerden doğduğuna göre, yapıtlarına karşı tavırları hafifçe fetişistik diye ayıplayabilir miyiz sanatçıları?

En eski çağlardan beri ideaların temsili olarak tinsellik üzerinde en büyük hak iddiasında bulunan sanat biçimi,tiyatro,aynı zamanda en içkin varsayımlarıyla bir seyirciye de bel bağlar.

Nasıl Benjamin’e göre resim ve heykel şeylerin dilsiz dilini daha yüksek ama yine de kendine benzeyen bir dile çevirirse, müziğin de adları saf ses olarak kurtardığı söylenebilir- ama onları şeylerden koparmak pahasına.

Sanatın kesin ve saf kavramı belki sadece müzik için geçerlidir:Büyük şiirde ve büyük resimde –tam da en büyük olanlarında- estetik sınırları aşan,biçimin özerkliği içinde erimeyen bir konu ögesi bulunur.Bir estetik teorisi ne kadar derin ve önemliyse,on dokuzuncu yüzyılın büyük romanları türünden sanat yapıtlarının da o teori içinde anlamlandırılması o kadar zorlaşır.Hegel, Kant’a karşı polemiğinde kendisi için bir avantaja çevirmişti bunu.

Bir sanat yapıtı sadece kendi terimleriyle,bir dolaysız algı ve düşünüş nesnesi olarak anlaşılmalıdır. –Estetik teorisyenlerinin öne sürdüğü bu sav pek sağlam görünmüyor.Böyle bir dolaysız kavrayış imkanını sınırlayan tek etken, her yapıtın kendi kültürel varsayımları ve en başta da sadece işi bilenlerce anlaşılabilecek o özel “dil” değildir.Böyle güçlüklerin olmadığı durumlarda bile, sanat yapıtı sadece kendimizi ona teslim etmenin ötesinde bir şeyler de bekler bizden. Yarasa’yı güzel bulmak isteyen kişi, onun yarasa olduğunu bilmek zorundadır.Annesi o kanatlı hayvanla değil bir karnaval giysisiyle ilgili olduğunu söylemiş olmalıdır ona;kendisine şöyle söylenmiş olduğunu aklında tutabilmelidir.: Yarın yarasa görmeye gidebilirsin.Gelenek içinde olmanın anlamı şuydu: sanat yapıtını onaylanmış, geçerli bir şey olarak görmek ve yaşamak: yapıt aracılığıyla, onu daha önce görmüş olanların bütün tepkilerine de katılmak.Bu bir kez yıkılınca yapıt da bütün çıplaklığı ve yanılabilirliğiyle ortaya çıkar. Olay örgüsü bir ritüelken budalalığa dönüşür,müzik bir anlamlı figürler kanonu olmaktan çıkıp yavan ve bayat bir ezgi durumuna düşer.Artık o kadar güzel değildir.Kitle kültürü de uyarlama hakkını buradan almıştır.Kendi geleneğinin dışında her geleneksel kültürün düştüğü zaaf, onu düzeltmenin ve böylece vahşice sakatlamanın gerekçesi olur.

Büyük sanat yapıtlarında taşan rahatlık duygusu,dile getirdiklerinden çok, zorlu bir mücadele içinde varoluşun dışına çıkmış olmalarının ürünüdür.Umut rahata ermemişler arasında bulunur en çok.

Kafka : Benliksiz tekbenci

Sıkı bir Kierkegaard okuru olmasına karşın,Kafka’nın varoluşçu felsefeyle ilşkisi,tutunamayanlardan söz ederken kullanılan “tükenmiş varoluşlar”deyimiyle sınırlıdır.

Gerçeküstücülük promesse du bonheur’ü (mutluluk vaadi) yerine getirmez.Herhangi bir bütünsel biçimin ilettiği mutluluk görüşüne, bu biçimin hakikatiyle ilgili kaygıyı feda eder.

 

Teodor ADORNO

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!